Mevsim bahardı ve güneş yüzünü göstermeye başlamıştı. Ağaçlar rengarenk çiçek açmış ve doğa yeniden yeşillenmişti. Kuşların cıvıltısı, toprak ve çiçek kokusu birbirine karışmış mis gibi kokuyordu. Aylin, odasının penceresini açtığında böyle bir doğayla karşılaşıyordu. Bu yüzden evini çok severdi.
Büyük
bir şirketin finans departmanında ve çok yoğun çalışıyordu Aylin... Buna rağmen
Aylin’de tıpkı tüm güzelliği ile yüzünü gösteren bahar gibiydi. İçi kıpır kıpır ve kabına sığmıyordu. Bu
halinin sebebinde yaklaşan baharın etkisi olduğu gibi yeni tanıştığı Kerem’in
etkisi de hiç yadsınamazdı.
Aylin,
Kerem ile çalıştığı işyerinde tanışmıştı. Daha önce hiç erkek arkadaşı
olmamıştı. Bu yüzden Kerem’in ilgisini yemeğe davet edinceye kadar fark
etmemişti. Bu pazar buluşacaklardı… ‘’Acaba
benden hoşlanıyor mu?’’ diye bir heyecan sarmıştı, Aylin’i.
Buluştukları
pazar günü güzel bir gün geçirmişlerdi. Güldüler eğlendiler, sohbet ettiler ve zamanın
nasıl geçtiğini anlamadılar. Günün sonunda, Aylin’e olan hislerinden bahsetmiş
ve onu tanımak istediğini söylemişti. Aylin de ona karşı boş değildi. Böylece Kerem
ile Aylin’in ilişkisi o gün başlamış oldu.
İlişkileri
çok güzel başlamıştı. Birlikte bir şeyler yapmaktan ikisi de keyif alıyordu.
Birlikte hoşça vakit geçiriyorlar, görüşemedikleri zamanlarda da birbirlerini düşünüyorlar,
merak ediyorlar ve uzun telefon görüşmeleri yapıyorlardı.
Zaten bütün ilişkiler böyle başlamıyor muydu?
Ama
bu durum fazla uzun sürmedi. Kerem’in dokuz günlük bayram tatilini geçirmek
için ailesinin yanına Bodrum’a gidişine kadar…ilişkileri başka bir boyuta girecekti. 1.2.3.....8. Gün derken Kerem, Aylin’i
hiç aramadı. Kerem’in telefonu kapalıydı, ulaşılamıyordu. Aylin’in kafasından
binlerce senaryo geçiyordu. Onu unuttuğu, ilişkiyi bitirmek istediği, orada
biri ile tanıştığı, başına bir şey geldiği, orada bir sevgilisi olduğu... Aylin
adeta yemeden içmeden kesilmişti, gözüne uyku girmiyordu. Koca bayram tatilini
telefonun başında geçirdi belki onu arar umuduyla.
8.Günün
sonunda Kerem sanki hiçbir şey olmamış gibi neşeli bir ses tonuyla aradı
Aylin’i. Aylin biraz sitemkâr, biraz rahatlamış, biraz buruk bir şekilde neden gittiğinden
beri aramadığını sordu. Kerem telefonunda bir sorun olduğunu, tamir
ettiremediğini ve vaktini evde dinlenerek geçirdiğini anlattı. Zaten pazartesi
oradayım görüşürüz diye kapattı. Bu konuşma Aylin’i hiç tatmin etmemişti.
Kerem’in
ilgisini azaltması Aylin’in bu ilişkide Kerem’e düşkünleşmesine sebep olmuştu. Aylin artık daha çok merak eden, daha çok arayan,
daha çok heyecanlanan, daha çok teklif eden, daha çok Kerem’in hayatını kolaylaştıran
bir insan olmuştu. Böyle yaparsa onun da kendisini daha çok arayacağını
düşünüyordu. İlişkilerinde hala sevgi vardı ama Kerem onu daha az arar olmuştu.
İşte tam da bu
noktada kovaladıkça kaçan ateş böceği
misali Aylin kovalamaya ve Kerem kaçmaya başladı.
Bir insan hayatta
kendi uğraşılarını bırakıp tek bir kişiye odaklandığında ister istemez ona düşkünleşmeye
başlıyordu.
Aylin kendi
meşguliyetlerini arttırmayıp bir de üstüne, “Kerem beni arayamıyor, en iyisi
ben arayayım” diye düşünerek aramalarını, ilgisini daha çok arttırdığı için
itici olmaya başlamıştı. Aylin eskiden gördüğü ilgiyi tekrar görmek istiyor ama
elde edemediği için kendisi ilgilenerek o boşluğu doldurmaya çalışıyordu. Bir
de sürekli şikâyet etmeye başlamıştı. “Sen
eskiden bana beni sevdiğini daha çok söylerdin, artık söylemiyorsun! Artık beni
hiç dışarı da çıkarmıyorsun, eskiden böyle davranırdın, artık niye yok?”
İşte bu aşamadan sonra ilişkilerinde
sesler yükselmeye başlamıştı. Kavga etmeler, küsmeler ve ardından hemen
barışmalar şikâyet etmeler, alınganlıklar, heyecan…
Yaz boyunca böyle inişli
çıkışlı devam eden ilişkileri oldu. Yazın sonlarına doğru Kerem’in bir takım
ekonomik problemleri oldu. Bundan dolayı İzmir’deki ailesinin yanına taşınma
kararı alması ile ilişkileri bambaşka bir boyuta girdi. Aylin artık
vazgeçemeyecek derecede Kerem’e düşkünleşmişti.
Varsa yoksa Kerem... Onu
düşünmediği bir saniyesi bile yoktu. Bütün hayatını Kerem’e göre planlıyor ve
onun için ailesini bile karşısına almıştı. Artık o olmadan yaşayamam diye
düşünüyordu.
Bu hayatta neyi aşırılaştırırsak mutlaka sonunda zarar göreceğiz
demektir.
Ekim başında Kerem
İzmir’e taşındı. Aylin adeta yaşayan ölü gibiydi. Kerem ona gel demedi, evlenelim demedi, hiçbir
vaatte bulunmadı. Arkadaşları “ayrıl
kızım bu adamdan, sana hiçbir şey
vaat etmiyor, seni sevse gitmezdi, burada kalır mücadele ederdi” dediler
ama o Kerem’den ayrılacağına arkadaşlarından ayrılmayı tercih etti.
Kerem İzmir’de yepyeni
bir hayata başlamıştı. Nasıl olsa araya mesafe girdiği için zamanla görüşme
sıklığımız kendiliğinden biter diye düşünüyordu. Bu yüzden başlangıçta
ayrılalım demedi. Aylin de birkaç kez Kerem’in böyle bir talebi olmadığı halde İzmir’e
Kerem’i ziyarete gitti. Ama bu ziyaretler de tatmin etmez olmuştu Aylin’i.
Aylin daha çok görüşmek istiyor, daha çok arıyor ve daha çok şikâyet ediyordu.
Aylin vazgeçemeyeceği
noktada idi. Kendini çok güçsüz ve zayıf hissediyordu Kerem’e karşı. Ve
sonunda bir gün Kerem “ayrılalım Aylin bu artık böyle olmuyor” dediğinde Aylin’in bunu kabullenmesi çok kolay olmadı.
Kerem arama artık beni dediği halde Aylin, aramaya devam ediyordu. “Arama ailem
rahatsız oluyor, olur olmaz saatlerde arıyorsun sen de hiç gurur yok mu” diyordu
Kerem. Evet, Aylin de artık ne onur ne gurur kalmıştı ve kendini istemeyen
adamın peşinde sürüklenmeye devam ediyordu.
Aylin artık
düşünemiyordu, sadece duyguları ile hareket ediyordu. İşinden de ayrılmıştı çünkü
işe konsantre olamıyordu. İçine kapanık, hayata küsmüş güçsüz bir insan haline
gelmişti Aylin. Kerem için hiçbir çekiciliği kalmamıştı.
Şikâyet eden, meşguliyeti olmayan birinin ne
çekiliği olabilirdi ki?
Aylin ne yapacağını, bu
durumdan nasıl kurtulacağını bilemiyordu. Kovalayan Aylin’den kovalanan Aylin’e
dönebilir miydi?
Ya da en azından eski
Aylin’e, Kerem hayatında yokken de mutlu olan Aylin’e…
Öyle ya Aylin bu hayata
mutsuz gelmedi ki…
Neydi onu bu aşamaya
getiren şey?
İnsan bu hayatta bir şeyi vazgeçemeyecek boyutta
istediğinde mi başlıyordu problem?
O halde vazgeçebilir
olduğunda, bugüne kadar ne yaptıysa tersini yaptığında problem de kendiliğinden
çözülecekti aslında…
Keşke çözümün bu kadar
basit olduğunu görebilseydi Aylin…

Bir insanın başına gelebilecek en kötü şeylerdenbiri kendinden vazgeçmesi ve hayatının duyguları tarafından yönetilmesi…
YanıtlaSilAylin’in hikâyesi aslında çoğumuzun içinden geçtiği o görünmez eşiği hatırlatıyor:
YanıtlaSilBir şeyleri kaybetme korkusunun, o şeyin kendisinden daha büyük bir yük hâline geldiği anı…
Düşkünleşmek...Ne üzücü bir hal
YanıtlaSilAteş böceği stratejisi
YanıtlaSilKeşke çözümün bu kadar basit olduğunu görebilseydi-k
YanıtlaSilGizzıtda aşırılaşan düşkünleşir her zaman
YanıtlaSilİnsanın hayatında doğru meşguliyetleri olmalı..
YanıtlaSilBu hayatta neyi aşırılaştırırsak mutlaka sonunda zarar görüyoruz.
YanıtlaSilAslında Aylini o noktaya getiren şey Kerem degildi. Kerem ile olan ilişkisinde verdiği yanlış tepkilerdi. Yapması gereken ise bundan sonra doğru tepki vererek ilişkiyi olmasa bile hayatını toparlamaktı.
YanıtlaSilAylin'in hikayesinde hepimiz den bir parça var. Bu bazen anne babamız, bazen eşimiz, bazen de evladımız olabiliyor. Zıddını yapamadığımız her yerde bu durumla karşılaşmaya hepimiz adayız. Elinize sağlık
YanıtlaSilİnsan hep daha iyi olacağını düşünerek aslında aşırılığa doğru gidiyor. Karşı tarafın aramasını bekleyemiyor. Çünkü karşı tarafın aramasını bekleyemeyecek kadar aceleci... Acele ettikçe de miktar artırıyor. Tekrar arıyor... tekrar arıyor ..tekrar...
YanıtlaSilİnsan Çok istediği bir konuda aşırılık yaparak ona ulaşamıyor maalesef. Çözümü ne olabilir acaba?
YanıtlaSilBirçok insanın düştüğü çukurdan nasıl çıkılacağına dair harika bir yazı olmuş. Çok güzel stratejiler verilmiş. Düşündürücü ve çok etkileyici...
YanıtlaSilO zaman insan kendi çukuruna kendisi düşüyor... Kendim ettim kendim buldum yani... İşin acı tarafı karşı taraf hatalı sanıyoruz ama biz arıyor, biz soruyor, biz şikayet ediyor, biz talepte bulunuyoruz... Çok güzel bir farkındalık olmuş...
YanıtlaSilGerçekten de her ilişki güzel başlıyor. Asıl mesele bu güzel ilişkiyi güzel devam ettirebilmekte... Demek ki saçını süpürge etmeyecekmişsin...
YanıtlaSilbaşlık çok güzel
YanıtlaSilİnsan kendini ne kadar eziyet ediyor
YanıtlaSil