Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte, umut da Melike’nin yüreğinde filizlendi. Çünkü bazen dönüşebilmenin, bağışlayabilmenin yolunu, hatalarının gölgesinde bulurdu. Artık önlerinde yepyeni bir günle beraber yeni başlangıçlar vardı.
Saat neredeyse 05.00
gösteriyordu. Sabah ışınları sokağı henüz tümüyle aydınlatmamıştı. Emine
erkenden kalkmış, yatağını toplamış sırt çantasını hazırlamıştı bile. Melike ise henüz uyanmış ve yatakta
düşünüyordu. Emine’yi hazır halde görünce birden panikledi.
Emine, Melike’ye panikleyip
acele etmemesini hatırlattı. Kendi biraz erken uyandığını söyledi.
Melike de hızlı bir şekilde
hazırlandı, beraberce lobiye indiler. Kudüs’te
olmak çok huzur vericiydi. Seyahatin ilk günüydü ve bu ona çok heyecan
veriyordu. Diğer arkadaşları da onları bekliyordu. Gülümseyen yüzlerle
selamlaşıp tanıştılar. Rehberin elindeki bayrağı sallamasıyla birleşerek yola
koyuldular.
Arnavut kaldırımlı dar
yollarda yürürken, ılık bir esinti onlara eşlik ediyordu. Sokaklar çok kalabalık
olmasına rağmen sessizdi. Çocuğunun
elini tutmuş, yaşlısının koluna girmiş, yaşlı genç herkes tek yöne doğru ilerliyordu.
Sola doğru kıvrılan dar sokak Mescidi Aksa’nın kapısına getirdi grubu.
Mescidi Aksa da namaz
kılabilmek diye düşündü yeşil kubbesini gördüğünde… Bu görüntü kalbini
esenlikle doldurdu. Bu esenlik gözyaşlarının süzülmesine engel olmadı.
Emine Melike’nin koluna
sıkı sıkı girmişti. Aksa kapısındaki askerlere hiç bakmadan keskin ve net
adımlarla caminin avlusuna doğru yürüdüler. Aslında her adım bir hatanın pişmanlığına
ve o hatanın da pişmanlığının kabul edilme ihtimaline doğruydu.
Hayat bazen insana “Yanlış yaptım” dedirten anlarla doludur.
Özellikle gençlik yılları…
“Bana bir şey olmaz” diyerek merak, cahillik ile yapılan hatalar,
zamanla kalpte iz bırakır.
Melike’de on yedi yaşında
bir lise öğrencisiydi. Arkadaş çevresinin etkisiyle bazı yanlışlara sürüklenmişti.
Bazen en sevdiklerine yalan söylemiş bazen de kırıcı sözler sarf etmişti. Geceleri
yatağa uzandığında kalbinin içinde bir ağırlık hissetse de neden olduğunu
anlayamıyordu.
Bir gün ders arasında
en yakın arkadaşı; “Biliyor musun Melike?
Yanlış karar ve davranışlar insanın vicdanını sızlatır ve sesi hiç kısılmaz. Ne
kadar bastırmaya çalışsak da içten içe hep konuşur. ”demişti.
O sözler, Melike’nin
kulağında çınladı durdu uzun bir zaman. Vicdan o içindeki uyarı sistemiydi
aslında. İçten içe hep hissettiği usul usul onu kemiren şey. Bu davranışlarının yanlış olduğunun farkına
varıp pişman olmak kalbindeki sıkıntıyı azaltır mıydı? diye sormuştu kendine ta
o zaman.
İnsan hata yapabilen
bir canlıdır. Zaten hata yapmasında da sorun yoktur. İnsan hata yapmadan
anlayamaz. Bu sebeple hata insanı
yanlışa sapmaktan kurtarır. Tövbe pişmanlık hissedince gelir. Ve ancak
yanlışını anlayınca tövbe edebilir insan.
İşte o an, pişmanlık
kalbine düşmüştü. Aslında tövbenin kapısı, tam da bu pişmanlıkla açılmıştı.
Çünkü insan, hatasının farkına varmadıkça değişemiyordu.
Melike, Mescidi Aksanın
avlusunda hem rehberin anlattıklarını dinliyor hem de kalbinin sesini dinliyordu.
Ezanın sesi tüm
konuşanları sessizliğe davet etti.
Mescidi Aksa’ da sabah
namazı vaktiydi. Cami dolmuş insanlar bahçede saf tutmuşlardı.
Melike kendini yaşlı
bir teyzenin yanında bulmuştu. Onu uzun uzun seyretmişti ve namazının
içtenliğinden etkilenmişti. Samimiydi, duruşu samimiydi, ellerini göğe
kaldırışı, dua edişi samimiydi.
Bu bir şahitlikti; bir insanın gerçekliğe yakın oluşunun nasıl
olduğunun şahitliğiydi.
Rehber elindeki bayrağı
havaya kaldırdı. Ziyaret edilecek daha çok yer vardı. Usulca girdikleri o
kapıdan tekrar gelebilmek niyetiyle gene usulca çıktılar.
Hayat da tıpkı bu
yolculuk gibi diye düşündü Melike. Bazen bir durakta farkındalık kazanıp yeniden
başlangıçlara gebe olmak ya da bazen de hiç anlamayarak daha zorlu bir yola
devam etmektir.
Melike otele döndüğünde;
”Geçmişin
pişmanlıklarını gerçeğe uyumlanarak geleceğe taşımak ve her yeni adımda daha lehine
kararlar vermesidir insanın…”cümlesini defterine ekledi.
Çünkü insanın
yanlışlarının yükünden kurtulması için zaman yolculuğuna gerek yoktu. İnsanın
pişmanlığı ve tövbesi kurtarıyordu…
Hayat yolculuğun
başında bu farkındalık ona bir sekine vermişti.
Herkes hata yapabilir. Herkesin
hatası kendi cahillikleriyle ilgilidir. Tıpkı tövbesinin de ona özel olduğu
gibi. İşte insan bunu idrak edip lehine hareket başlattığında, değişimi başlar
ve kalbinde sekine olur.
Melike’nin defterine
dökülen bu satırlar, bir yolculuğun başlangıcıydı. Kudüs’te atılan her adım, geçmişin
yüklerinden kurtarmıştı onu. Melike’nin kalbindeki ağırlık yok olmuş ve o ağırlık
yerini rengârenk kelebeklere bırakmıştı.
Dokunan bir yazı oldu🌹
YanıtlaSilSatırlar Kalbimdeki melikeye dokundu🙏🌿 yanlız olmadığı hissettirdi. Hatalar tekrar edilmek için değil olgunluk kazanmak içindir.🌸
YanıtlaSilKaleminize sağlık
YanıtlaSilHerkesin hayatında benzer duygular yaşadığı o kırılma anlarını hatırlatan bir yazı olmuş.
YanıtlaSilPişman olmanın kıymeti
YanıtlaSilNasuh bir tövbe nasip olsun İnsaAllah
YanıtlaSilGeçmişin pişmanlıklarını gerçeğe uyumlanarak geleceğe taşımak ve her yeni adımda daha lehine kararlar vermesidir insanın
YanıtlaSilNe güzel tespitler, teşekkürler
YanıtlaSilİnsanın hatasını fark edip pişman olabilmesi çok güzel. Beraberinde tövbe geliyor. Elinize sağlık
YanıtlaSilMelike ile okuyan herkes gibi ben de pişmanlıklarımı düşündüm. Tövbelerimi düşündüm ama daha önemlisi fark edemediklerimin neler olduğu üzerinde düşündüm. Fark edip de tövbe edemediklerim... Bu açıdan bakıp yeniden düşünüyor olmak, geçmişe dönüp bakmak iyi geldi. Teşekkürler
YanıtlaSilNe umut verici bir yazı olmuş. Kalbimizdeki ağırlıklardan kurtulmak için hatalarımızı fark edip,kabul etmek, pişman olmak ve tövbe kapısının aralanması..... Kaleminize sağlık
YanıtlaSilEllerinize sağlık çok güzel ve ümitvari bir yazı olmuş
YanıtlaSilPişman olan insanda sekine çok kaliteli durur... Emeğinize sağlık...
YanıtlaSilDeneyim çıkarmak hayattaki en önemli öğrenme sistemi
YanıtlaSilİnsan hata yapabilen bir canlı. Hatadan sonra tövbesi olması çok güzel.
YanıtlaSilFarkındalık ve tövbe her insana nasip olmuyor. Nasiplenenlerden olmak dilekleriyle 🤲🏻
YanıtlaSilİnsan hep pişman olmayacak bir yaşam peşinde koşuyor... Oysa ki ne güzel hatalarını görüp pişman olabilmek... Kimse mükemmel değil, hata yaparız önemli olan fark edip pişman olup tövbe etmek...
YanıtlaSilHerkesin hatası kendi cahillikleriyle ilgilidir
YanıtlaSil